sebebi ile kazanma şansınız yok gibi bir şeydir. Ama yine de bitiş çizgisini ilk geçen olma ihtimali kuvvetli bir teknedir. Benim için hoş,rakiplerim için kötü bir andı. Bodrumdaki Kış trofesinde devamlı yeni katılan kursiyerlerle yarıştığımız için derecelerimiz dördüncülükten yukarı çıkamıyordu bir türlü. Son yarış günü geldi ama önceki yarışlardaki neticelere göre tüm teknelerin sıralaması üç aşağı beş yukarı belli gibi.Son yarışı biz ilk sırada tamamladık,15 saniye sonra hakem heyeti zaman aşımından ötürü yarıştaki diğer teknelerin tamamını diskalifiye etti. Hal böyle olunca kazanan da Gökova oldu.

 

Onunla başınızdan geçen en berbat olayda neler oldu ?

Gökovayı yeni aldığımız günlerde daha tekneyi sıkılır.

 

En sevdiğiniz özelliği ?

Çok hızlı ve yarışçı bir tekne olmasını seviyorum ve benim için önemli bir özelliktir bu. Zaten bakıld

 

 

İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz ?

Daha önce Charter şirketimden tanıdığım mekanikerler ilgileniyor, keza motor ve benzeri işler için de profesyonel bir başka ekibim var diyebilirim. Ama neredeyse her türlü işi yapabilecek bilgi ve birikimim vardır.

 

Onunla gittiğiniz en uzak rota ?

Beyrut İsrail ve Malta sanırım. Bu iki gezi de eğitim amaçlı seyirlerdi. 8 single ve 1 double yataklı Gökova bu tip seyahatler için çok ideal.

 

 

Birlikte yakalandığınız fırtına oldu mu ? Neler oldu ?

Bizim fırtınaya yakalanmamıza imkan yok. Çünkü senenin neredeyse 50 haftası program koyuyoruz. O bakımdan çok fırtınaya yakalandık. Alıştığım için Akdeniz’de 60 knota kadar olan fırtınaları çok kötü yada zor diye nitelendirmiyorum. Eğitimin hem de çok önemli bir parçası olarak görüyorum. Ama bir tane var sıkıntı yaşadığımız. Sen de hatırlarsın muhtemelen çünkü yazılıp çizildi de bu. Atlantik geçişinde olan hani. Bir arkadaşımızın da kafası yarıldı hatta. Çok büyük bir dalgada kamaranın tavanının heçinin koluna çarptı alnı ve yarıldı haliyle. Ben de bir dikiş atmıştım. Dikiş atınca estetik yaptıracağıma dair de söz verdim tabii. Ama geçenlerde baktım dikiş gayet güzel duruyor vazgeçtik beraberce este tekne seçtiniz ?

Miles Dizayndır Gökova. Birincisi önden arkaya doğru genişleyen stildedir. Ama hem geniş hem de hızlı. Bu genişlik kurs teknesinde olması gereken yatak sayısına da imkan veriyor. Ben şimdiye dek hep hızlı tekne seçtim. Tekneler biliyorsunuz iki şekilde yapılır. Biri Kartal ,diğeri ise Güvercindir. Kartalda direk uzun , yelkenler büyük ve manevra kabiliyeti yüksektir ama kesirli armadır. Tekneyi %60 ana yelken %40 cenova götürür. Benim kursiyerlerimin %40-45 i hanım. Büyük cenovayı manevralarda aktarmak sorundur ve vakit alır. Onun için cenovası küçük olan tekneler eğitim için daha makuldür. Güvercinlerde bu kez %60 cenova götürür tekneyi ve daha sağlam arma ve donanımı olur. Ama gelin görün ki manevra yapmak tramola ve kavança atmak zordur. Ve eğitim teknesinde öğrenmek için gelen öğrencilerime sorun teşkil eder. O bakımdan Gökova eğitim için öok uygun bir teknedir.

 

Ayrı kaldığınızda ?

50 hafta beraberiz müsadesi ile 2 haftada ayrı kalalım. Hasret oluşamıyor zaten.

 

Satar mısınız ? Neden ?

Bence hayatta özel ve manevi önem arz eden şeyler dışında her şey satılabilir. Çünkü mesele teknolojidir. Teknolojinin nimetlerinden geri kalmak istemem. Doğal şeyleri seviyorum ama özellikle teknede gelişmeler beni heyecanlandırır. Mesela diesel motorun yerini elektrikli motor alsa ve performansı aynı olsa ben anında bunu teknemde görmek isterim. Bu eğitimime de pozitif yansıyacaktır. Teknoloji geliştikçe tekneler de gelişip değişiyor. Benim gibi bir deniz eğitimcisi için öğrencilerimi daha iyi eğitebileceğim ve onları gelişmelere ayak uydurur denizciler haline getirebileceğim tekneler her zaman tercihimdir.

 

 

Tekenede misafir ?

Tekeniz varsa ve eş dost geliyorsa olabilecek kötü şeyler aşağı yukarı bellidir zaten. Su hemen biter, lavabo ve wc ler kıl tüy dolar,etraf dağıtılır, wc lere kağıt atılır,ayakkabılar ile içeriye girilir. Böyle olunca da siz kendinizi bir anda, temizlikçi,bulaşıkçı ve tamirci rolüne zaruriyetten soyunmuş bulursunuz. Oysa siz Kaptansınız. Kursiyerler böyle değil neyse ki . Çünkü amaçları eğitim. Ama misafirler böyle davranmaz. Yapılacak şey olanları tolere etmekten geçiyor. Başında her şeyi anlatıyoruz. Sonuçta benim bu güne dek 8000 e yakın talebem oldu ve bu kadar kişi içinde sadece 2 erkek ve 1 hanımın yaptıkları kötü kursiyerlik,kötü misafirlik vardır. Çünkü 1 haftada yelken hobisine 600 euro veren biri hayatta maddi meselesini çözmüş biridir. Hal böyleyse işin eğitim ve kültür kısmı da çözülmüş oluyor zaten. Gelenler lisan bilen farklı bir tabakadan insanlar. Yelkeni hobi olarak seçen biri genelde düzgün insan oluyor.

Ulkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy ? Okluk koyu benim favorimdir. Sadun Borosu , Deniz kızı ve bir de Cumhurbaşkanlığı köşkünün olması beni cezbediyor. Bir de tabii doğası. Ama herkesin bir abisi vardır. Benimki de Sadun Boro. Onun çoğunlukla orada olması benim oraya gitmeme de sevmeme de sebeptir.

 

Dünyada teknenizle konakladığınız en sevdiğiniz koy ?

Tahitinin Morea adasının koylarıdır . Orası benim en keyifli zaman geçirdiğim yerlerdir.

 

 

Kışın ona ne oluyor ?

Gökova bütün yaz yelken öğrenmek isteyenler ev sahipliği yapıyor. Kışın ise yelkeni bilen ama kendilerini geliştirmek isteyen yelkenciler geliyor. İşte o zaman profesyonellere hizmet vermeye başlıyoruz. 80 metrelik teknenin kaptanı dahi Gökovaya eğitime geliyor. Bu bizim için bir gur

Ana sayfa İletişim Yoga Kurslar ve Fiyatları Yıllık plan Eğitmenler Ne getirelim? Okul ve tekneler Soru ve cevap VIDEO Makalelerimiz Düşünceleriniz CHARTER REZERVASYON

Pr.Dr.Ali Çetin Sarıoğlu 

Bütün yelken eğitimlerini yıllar önce bitirdi,  kendi teknesini aldı, o şimdi iyi bir kaptan ve kendi teknesi ile denizlerin ve hayatın tadını çıkarıyor. Bana verdiği hediyelerin en güzelini....zevkle dostlarla paylaşıyorum. ''GRACE UNDER STRESS.''

Sevgili Cumhur,

 

50 feet yelkenli teknemi aldığımda huyunu suyunu bilmeden ve tepkilerini yeterli derece 

öğrenmeden güneye gidiyoruz.

Temmuz ayı, yola çıkmadan birkaç gün önce sıkı bir poyraz fırtınası olmuş, deniz yavaş yavaş sakinleşmeye başlamıştı. Teknede  sevgili arkadaşım Dr. Sabri Derman ( hemen belirtmek gerekli Sabri 20 seneden fazla bir süre Amerika'da yaşamış, orada teknesi olmuş, Karayip Denizlerinde meşhur korsanlara meydan okumuş, görmüş geçirmiş ve olgun yaşa gelmiş çocukluk arkadaşım bir yelkenci), oğlum, yelkenden falan anlamayan acemi bir gemici ve bir arkadaşım daha var.

 

Güney'e giden yolun en sıkıcı tarafı Marmara Denizi olduğu için öğleden sonra hareket edeceğiz. Gece yol alıp sabaha karşı Çanakkale Boğazı'na gireceğiz, öğleden sonra da Bozcaada'ya ulaşacağız. Rüzgar da var, dalga da. ancak rahatsız edici değil, arkadan geliyor ve meteorloji raporlarına göre de gecenin ilerleyen saatlerinde daha sakin bir hava bizi bekliyor. Yaşasın deniz....

 

Hemen söylemem gerekiyor; rotamızı hatalı bir şekilde doğrudan Marmara Adası'na yönelecek şekilde düzenledik. Hava düzelecek ve bizde en kısa yoldan gideceğiz ya.

Halbuki, güvenli olması için, meteorloji ne derse desin, poyraz etkisi olduğu zaman Trakya kıyısına paralel gitmem gerekirdi.

 

Keyfimiz yerinde, herşey tıkır tıkır çalışıyor. Espiriler gırla. Ancak gece ilerledikçi deniz sakinleşeceğine dahada hırçınlaşıyor, ve biz Marmara Denizi'nin güneyine gittikçe dalgalar da büyüyordu. Dahada kötüsü dalgalar bordadan gelmeye başladı. Çok rahatsız olmaya başladık. Bizde motora yüklenip devri arttırmaya başladık. Marmara adasının batısına gelince bumba üzeriden aşan dalgalar bile oluştu. Çok canımız sıkıldı, sırıl sıklam olduk. Hemen adanın batı burnundan dönüp dalgaları arkadan alıp adanın güney batısındaki köyünün önüne geldik. Yorulmuş, ıslanmış ve korkmuş bir halde idik. Burada herşey sakindi. Balıkçı barınağının önünde demir attık ve 2-3 saat burada dinlendik.

 

Sabah oldukça hava sakinleşti. Tekrar yola koyulduk. Boğaza geldik. Burada rügar hafiflemiş, ancak dalgalar devam ediyordu. Ana yelkenide açıp boğaza girdik. Havadan rahatsız olduğumuz için motoru yüksek devirde tutarak ilerliyorduk. Hızla Ege'yi çıkmak istiyorduk. Boğazı gerçekten hızlı geçtik. Ege'de önceleri hafir rüzgar vardı. Yorgunluk bastırınca yelkeni de indirdik. Güçlü bir motor ve keyifle Bozcaada'ya geliyoruz.

 

Adaya 200-300 m. yaklaştık ki motor durdu. Bu arada biraz kuvvetlenmiş rüzgar bizi yavaş yavaş adanın çevrsindeki kayalara doğru itmeye başladı. Motorun neden durduğunuda bimiyorum, ayrıca teknenin huyunu suyunu da. Acaba oda bizim gibi yoruldumu diye düşündüm. Hemen etrafı organize etmem gerekiyordu. Genoa'yı açtım. Dümeni Sabri'ye verdim. Yelken iskotasınıda oğluma, böylece teknenin kontrolünü tekrar elimize aldık ve kayalıklardan uzaklaştık. Motor kapağını açtım. Herhangi bir anormallik görmedim. Suyu yağı yerinde idi. Aşırı bir ısınmada yoktu. Göstergelere bakınca mazotun bitmiş olduğu dikkatimi çekti. Çok şaşırdım çünkü depo 235 litredir. Hemen arka ambara indim, yedek mazotu aldım. Çalkantılı denizde depoya mazot koydum. Kontağı çevirdim. Motor çalışmadı. Hava yaptığını düşündüm, hızla bir tornavida temin ettim ve motorun havasını aldım. Kontağı çevirdim. Motor aslanlar gibi tekrar gürlemeye başladı. Bizde güvenli bir şekilde limana girdik.

 

Korku ve heyacanla motoru yüksek devirde çalıştırdığım için çok mazot yakmıştık.

 

Tüm bu işlemler birkaç dakika içinde olmuştu. Herkes organize idi, tek bir konuşma, bağrış, çağrış, panik olmamıştı.

 

Arkadan Sabri' den bir ses: GRACE UNDER STRESS.

 

Hemen sen aklıma geldin. Cumhur Hocam. Denizde, teknede , deniz üstündeki hayatımda, yelkende senden çok şey öğrendim. ( bir balık tutma hariç). ama öğrendiğim şeyler arasında senin sukunetin, sorunları hızla çözmen ve etrafta gerginlik yaratmamam bence, en değerlisi oldu. sağolasın, varolasın.

 

Onun için yukarıdaki sözcüğü sana ithaf ediyorum. Bunu sen hakettin.

 

Sevgilerimle.

 

Prof.Dr. Ali Çetin Sarıoğlu.

 

 

 

 

 

CENK ŞAHİN den CUMHUR GOKOVA röpörtajı

 

 http://www.denizlerden.com

 

 

GİRİŞ :

Bugüne dek 8000 öğrenciyi mezun edip mavi denizlere yollayan Gökova Yachting International Sailing Scholl ( Gökova Yatçılık Uluslar arası Yelken Okulu )’ nun Marmaris Beldibi’ndeki merkezinde gerçekleştirdik söyleşimizi Cumhur Hoca ile. Kuzey kutbundan, Japonya ya kadar ülkemizde pek kimselerin henüz gitmediği rotalara 20 li yaşlarında giden Cumhur Hoca tüm profesyonel iş yaşantısını deniz,tekne ve yelken eğitimine adamış. Ve ülkede eşi olmayan çok özel bir okul yaratmış burada. Profesyonel kaptan olmak isteyen de, Megayat veya ticari gemilerde çalışmak isteyen de, kendi teknesi ile denizleri gezmek isteyen de bu tesislerde kurs alabiliyor. İçerisi, eğitim odaları, kazanılan kupalar ve tekne maketleri ile dolu olan bu harikulade yerin çevresi de çam ağaçları ile çevrelenmiş durumda. Tüm röportaj boyunca ağustos böceklerinin sesi hiç eksik olmadı. Denizdeyken eksik gedik hiçbir bilginiz kalmasın istiyorsanız

burası çok uygun bir yer. Tüm dünya ülkelerinden iyi bir denizcilik eğitimi almak isteyen gençler buraya her yıl gelip Cumhur Gökova ve son teknesi GÖKOVA ile denizlere açılıyorlar, dershanelerde denizciliği öğreniyorlar. Yılın 50 haftası denizlerde yaşayan Cumhur Gökova’nın ağzından teknesi ve yaptıklarını okuyalım şimdi…

 

Teknenize verdiğiniz ismin hikayesini, anlamını bize anlatır mısınız ?

Hem okulumuzun adının Gökova olması münasebetiyle, hem de Gökova koyunun hemen dibinde yaşamamızdan dolayı bir kamarasını zaman zaman evimiz gibi kullandığımız eğitim amaçlı bu teknemize Gökova ismini uygun gördük.

 

 

Bu kaçıncı tekneniz ?

Şahsıma ait düşünülürse altınca teknem.Ama çalıştırdığım şirket bünyesindeki tüm tekneleri dikkate aldığımızda 32. teknemdir Gökova.

 

Tekneniz genellikle nerede duruyor ?

Genelde Marmaris Netsel Marinada duruyor.

 

 

Teknenizle beraber yaşadığınız en güzel anınız nedir ?

Gökova çok hızlı bir teknedir. İyi bir ekip olması koşulu ile dünyanın her yerinde,herkese karşı yarış kazanabilecek potansiyele sahiptir.Ekip iyi değilse raitinginizin çok yüksek olması sebebi ile kazanma şansınız yok gibi bir şeydir. Ama yine de bitiş çizgisini ilk geçen olma ihtimali kuvvetli bir teknedir. Benim için hoş,rakiplerim için kötü bir andı. Bodrumdaki Kış trofesinde devamlı yeni katılan kursiyerlerle yarıştığımız için derecelerimiz dördüncülükten yukarı çıkamıyordu bir türlü. Son yarış günü geldi ama önceki yarışlardaki neticelere göre tüm teknelerin sıralaması üç aşağı beş yukarı belli gibi.Son yarışı biz ilk sırada tamamladık,15 saniye sonra hakem heyeti zaman aşımından ötürü yarıştaki diğer teknelerin tamamını diskalifiye etti. Hal böyle olunca kazanan da Gökova oldu.

 

Onunla başınızdan geçen en berbat olayda neler oldu ?

Gökovayı yeni aldığımız günlerde daha tekneyi çok iyi tanıma fırsatı bulmamışken,bir kız öğrencim dümendeydi ve Finike marinadan çıkış yapıyorduk.Hava rüzgarlıydı ve birdenbire dümen teli yerinden çıktı. Dümen boş dönmeye başladı. Teknenin yeni olması da işin tuzu biberi. Hız da olmayınca tekne üzerinde hemen ben öbür dümene sarıldım ama yol olmadığından teknede manevra yapamadık. Öyle olunca da ben dümen palasına bir şey oldu diye düşündüm. Saniyeler içerisinde tekneler ve dalgakıran arasında sürüklenmeye başladık. Neyse ki hemen demiri yavaşça sala sala rüzgarı da kullanarak benzin istasyonuna aborda olabildik. Arkasından da teli tamir etmeyi öğrendik tabii.Ama aklıma geldikçe hala canım sıkılır.

 

En sevdiğiniz özelliği ?

Çok hızlı ve yarışçı bir tekne olmasını seviyorum ve benim için önemli bir özelliktir bu. Zaten bakıldığında bugüne dek kullandığım tüm tekneler performanslı teknelerdir.

 

 

Hiç sevmediğiniz tarafı nedir ?

Teknemiz Türkiye’de bu işleri bilen ve sevip güvendiğimiz arkadaşlarımıza ait bir firma tarafından yapıldı. Ancak ilk büyük tekne üretim deneyimleriydi. Bu yüzden bazı sevmediğimiz şeylerle karşılaştık. Su tanklarının sürekli su sızdırması, paslanma sorunları ve boyada vax yapılmasının unutulması gibi. Bilahare ben hepsinin üzerinden geldim. Bugün itibarıyla sorunsuz bir teknedir Gökova.

 

 

İşleri ve bakımı ile kendiniz mi ilgilenirsiniz ?

Daha önce Charter şirketimden tanıdığım mekanikerler ilgileniyor, keza motor ve benzeri işler için de profesyonel bir başka ekibim var diyebilirim. Ama neredeyse her türlü işi yapabilecek bilgi ve birikimim vardır.

 

Onunla gittiğiniz en uzak rota ?

Beyrut İsrail ve Malta sanırım. Bu iki gezi de eğitim amaçlı seyirlerdi. 8 single ve 1 double yataklı Gökova bu tip seyahatler için çok ideal.

 

 

Birlikte yakalandığınız fırtına oldu mu ? Neler oldu ?

Bizim fırtınaya yakalanmamıza imkan yok. Çünkü senenin neredeyse 50 haftası program koyuyoruz. O bakımdan çok fırtınaya yakalandık. Alıştığım için Akdeniz’de 60 knota kadar olan fırtınaları çok kötü yada zor diye nitelendirmiyorum. Eğitimin hem de çok önemli bir parçası olarak görüyorum. Ama bir tane var sıkıntı yaşadığımız. Sen de hatırlarsın muhtemelen çünkü yazılıp çizildi de bu. Atlantik geçişinde olan hani. Bir arkadaşımızın da kafası yarıldı hatta. Çok büyük bir dalgada kamaranın tavanının heçinin koluna çarptı alnı ve yarıldı haliyle. Ben de bir dikiş atmıştım. Dikiş atınca estetik yaptıracağıma dair de söz verdim tabii. Ama geçenlerde baktım dikiş gayet güzel duruyor vazgeçtik beraberce estetikten. Yacht Master kurslarında sağlık ile ilgili ilk yardım eğitimi de var zaten. O fırtına oldukça rahatsız ediciydi ve rüzgarla beraber dalgaların formasyonu bizi bir hayli zorlamıştı.

 

 

 

Neden bu tip bir tekne seçtiniz ?

Miles Dizayndır Gökova. Birincisi önden arkaya doğru genişleyen stildedir. Ama hem geniş hem de hızlı. Bu genişlik kurs teknesinde olması gereken yatak sayısına da imkan veriyor. Ben şimdiye dek hep hızlı tekne seçtim. Tekneler biliyorsunuz iki şekilde yapılır. Biri Kartal ,diğeri ise Güvercindir. Kartalda direk uzun , yelkenler büyük ve manevra kabiliyeti yüksektir ama kesirli armadır. Tekneyi %60 ana yelken %40 cenova götürür. Benim kursiyerlerimin %40-45 i hanım. Büyük cenovayı manevralarda aktarmak sorundur ve vakit alır. Onun için cenovası küçük olan tekneler eğitim için daha makuldür. Güvercinlerde bu kez %60 cenova götürür tekneyi ve daha sağlam arma ve donanımı olur. Ama gelin görün ki manevra yapmak tramola ve kavança atmak zordur. Ve eğitim teknesinde öğrenmek için gelen öğrencilerime sorun teşkil eder. O bakımdan Gökova eğitim için öok uygun bir teknedir.

 

Ayrı kaldığınızda ?

50 hafta beraberiz müsadesi ile 2 haftada ayrı kalalım. Hasret oluşamıyor zaten.

 

Satar mısınız ? Neden ?

Bence hayatta özel ve manevi önem arz eden şeyler dışında her şey satılabilir. Çünkü mesele teknolojidir. Teknolojinin nimetlerinden geri kalmak istemem. Doğal şeyleri seviyorum ama özellikle teknede gelişmeler beni heyecanlandırır. Mesela diesel motorun yerini elektrikli motor alsa ve performansı aynı olsa ben anında bunu teknemde görmek isterim. Bu eğitimime de pozitif yansıyacaktır. Teknoloji geliştikçe tekneler de gelişip değişiyor. Benim gibi bir deniz eğitimcisi için öğrencilerimi daha iyi eğitebileceğim ve onları gelişmelere ayak uydurur denizciler haline getirebileceğim tekneler her zaman tercihimdir.

 

 

Tekenede misafir ?

Tekeniz varsa ve eş dost geliyorsa olabilecek kötü şeyler aşağı yukarı bellidir zaten. Su hemen biter, lavabo ve wc ler kıl tüy dolar,etraf dağıtılır, wc lere kağıt atılır,ayakkabılar ile içeriye girilir. Böyle olunca da siz kendinizi bir anda, temizlikçi,bulaşıkçı ve tamirci rolüne zaruriyetten soyunmuş bulursunuz. Oysa siz Kaptansınız. Kursiyerler böyle değil neyse ki . Çünkü amaçları eğitim. Ama misafirler böyle davranmaz. Yapılacak şey olanları tolere etmekten geçiyor. Başında her şeyi anlatıyoruz. Sonuçta benim bu güne dek 8000 e yakın talebem oldu ve bu kadar kişi içinde sadece 2 erkek ve 1 hanımın yaptıkları kötü kursiyerlik,kötü misafirlik vardır. Çünkü 1 haftada yelken hobisine 600 euro veren biri hayatta maddi meselesini çözmüş biridir. Hal böyleyse işin eğitim ve kültür kısmı da çözülmüş oluyor zaten. Gelenler lisan bilen farklı bir tabakadan insanlar. Yelkeni hobi olarak seçen biri genelde düzgün insan oluyor.

Ulkede teknenizle en sık gittiğiniz favori koy ? Okluk koyu benim favorimdir. Sadun Borosu , Deniz kızı ve bir de Cumhurbaşkanlığı köşkünün olması beni cezbediyor. Bir de tabii doğası. Ama herkesin bir abisi vardır. Benimki de Sadun Boro. Onun çoğunlukla orada olması benim oraya gitmeme de sevmeme de sebeptir.

 

Dünyada teknenizle konakladığınız en sevdiğiniz koy ?

Tahitinin Morea adasının koylarıdır . Orası benim en keyifli zaman geçirdiğim yerlerdir.

 

 

Kışın ona ne oluyor ?

Gökova bütün yaz yelken öğrenmek isteyenler ev sahipliği yapıyor. Kışın ise yelkeni bilen ama kendilerini geliştirmek isteyen yelkenciler geliyor. İşte o zaman profesyonellere hizmet vermeye başlıyoruz. 80 metrelik teknenin kaptanı dahi Gökovaya eğitime geliyor. Bu bizim için bir gurur kaynağıdır. Ehliyetini ve bilgisini arttırmak için gelen eğitimli ve tecrübeli denizcilerle daha farklı bir tondan ve başka bir formasyonla eğitimler yapıyoruz. Türk kaptanlardan ziyade Rusların müthiş bir ilgisi var. Rusların ilgisi kadar Türk kaptanlarının ilgisi olsaydı , şu anda dünya denizlerinde daha fazla kaptanımız olurdur. Velhasıl Gökova kışında denizlerdedir…

 

RÖPORTAJ VE FOTOĞRAFLAR : CENK SAHIN 

 

 

 

 

Cumhur Gökova

 

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 

 

 

Cumhur GökovaBüyük Sahra'yı geçen ve Kuzey Kutbu'na giden ilk Türk.

1970-1976 yılları arasında dünya turu yapmış, 20 yaşında Atlantik Okyanusu'nu geçmiştir. Yelken ile dünya turu yapan ikinci Türk, iki kere dünya turu yapan ilk Türk unvanını taşır (Birincisi Sadun Boro). Çok sayıda yelken eğitmeni yetiştirmiş olması nedeniyle Türk yelkenciliğinde "Hocaların Hocası" olarak anılır.

Türkiye'de ilk Kadınlar Yelken Takımını kurmuş, ARC 2005 yelken yarışında Türkiye'ye ikincilik getirmiş, Türkiye Olimpiyat Komitesi tarafından ödüllendirilmiştir.

Yaşamı[değiştir | kaynağı değiştir]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünyayı Dolaşan Türk Denizciler

Denizci

Tekne

Yıl

Not: En son düzeltme tarihi : 17.01.2011

 

Sadun Boro - Oda Boro çifti

Kısmet

1962-1965

Cumhur Gökova -

Happy Ray

1970-1976

Tanıl Tuncel

Kelebek

1986-1991

Eralp Akkoyunlu

Yosun

1987-1995

Haluk Karamanoğlu ve ailesi

Dariska

1988-1993

Hülya Leigh ve Derek Leigh

Blue Belle

1998-2005

Erkan Gürsoy

Barış

1991-1995

Zuhal Atasoy - Osman Atasoy çifti

Uzaklar

1992-1998

Ayfer Er

Cantana III

1993-1998

Alim & Hattaya Sür çifti

My Chance

2003-2008

Ayça Kirişçioğlu - Levent Kirişçioğlu

Yol

2004- 2007

Ekrem İnözü

Anouk

2004- 2007

Hakan Öge

Mardek

2004-2007

Özkan Gülkaynak

Kayıtsız III

2006-2009

Erden Eruç

CUMHUR ve MAYİSA GOKOVA              GOKOVA 2010 - 2012

Calderdale

2003-2012


Kafkas kökenli bir ailenin çocuğu olan Cumhur Gökova 15-07-1950 'de Sakarya'da doğdu. Çocukluğunda okuduğu denizle ilgili macera kitapları, onda dünya seyahati yapma arzusunu çok küçük yaşta uyandırmıştı.Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmen olan babası İhsan Gökova'nın desteği ile Dünya seyahatine hazırlandı.

Yaşını büyütüp askerliğini yaptıktan sonra hazırlıklar için İsviçre'ye gitti. İsviçre'deki öğrenciliği sırasında Zürih Gölü'nde yelkenciliğe başladı. Yelken Okulu’nda aldığı eğitimden sonra dünyayı dolaşmanın en emniyetli ve konforlu yolunun yelken ile gezmek olduğuna karar vermişti. Bir İtalyan arkadaşı ile beraber Dünya turuna çıkan Gökova, 1970-1972 yılları arasında karadan Avrupa turu yaptı. Daha sonra denizden Avrupa kıyılarını dolaştı, kuzey kutbuna kadar çıktı. Büyük Sahra'yı geçtikten sonra denizden Dünya turuna başladı. Seyahati 1976 yılında son buldu.

Kanada, İngiltere ve Amerika'da denizcilik ile ilgili okullara gitti ve yurtdışında Kanada'yı temsilen okul açma imkânı veren seminerlere katıldı. Yurtdışında Kanada'yı temsilen okul açabilen yedi kişiden birisi oldu. "Kanada Yelken Akademisi" adı ile Marmaris'te ilk okulunu açtı. Bunu Royal Yacting Association'a bağlı RYA okulu, Internatioanal Yachtmaster Traning 'e bağlı (IYT) okulu, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı "Özel Gökova Denizcilik Okulu"ve IYTA ( International Yacht Training Academi) takip etti. Çin, Phuket,Moskova ve Kıbrıs ta IYTA şubeleri açtı. Okulunda yetiştirdiği denizcilere, Dünya turuna çıkma yetkinliği kazandırdığı gibi profesyonel Türk kaptanları da yetiştirdi. IYT Eğitmenlerini ve IYT okullarını teftiş eden müfettiş oldu.

Şahsi inkanları ile Marmaris Yelken Kulübü'nü kurdu ve kulübü Marmaris Belediyesi'ne mal varlıkları ile birlikte bağışlayıncaya kadar kulübün başkanlığını yaptı.

Bir dönem Marmaris Uluslararası Yelken Kulübü'nün komodorluğunu yaparken, Marmaris Uluslararası Yarışı'nın Dünyanın 7. büyük yarışı olmasında katkılarda bulundu. Türkiye'nin en uzun yarışı olan 480 millik Marmaris-İsrail yarışlarını Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın destekleri ile gerçekleştirdi.

İlk evliliğini kendisi gibi Çerkes olan Güler Taşyar ile yaptı. 25 sene süren bu evlilikten Atilla ve Tolga adında adında iki oğlu oldu. Eşi ve oğlu Atilla ile bütün Kuzey Amerika'yı, Güney Avrupa'yı karadan gezdi. Her iki oğlu da birer yelken eğitmeni olarak yetişti.

1 Ağustos 2008 tarihinde kendisinden 28 yaş küçük ve kendisi gibi Çerkes olan Maisa ile evlendi. 10 Ekim 2010 tarihinde Maisa ile "GÖKOVA" adındaki teknesini alarak ikinci Dünya turuna çıktı. Marmaris'te başlayan seyahati 1 Şubat 2012 tarihinde yine Marmaris'te son buldu. Eşi Mayisa ve kendisinin büstü Sadun Boro'nun İstanbul Fener Kalamış'taki heykelinin yanında yerini aldı.

2012 Ekim ayında bazı kursiyerlerinin destek ve yardımları ile Mersin, Adana ve Tarsus civarındaki 103 genç çocuğu deniz ve yelken ile tanıştırdı.

Dünya Seyahati sırasında Gökova'nın izlediği rota aşağıdaki gibidir:

YELKEN KURSLARI - MAVİ TURLAR - TEKNE KİRALAMA - AKDENİZ TURU- ATLANTİK GEÇİŞLERİ - DÜNYA TURU- EĞİTMENLİK KURSLARI - YELKEN OKULU AÇMAK